Perdeleri çekmesiyle ışık doldu içerisi. Akşamdan kalmaydım, muhtemelen günün çoğu geride kalmıştı. Kalkmak istemiyordum fakat zorundaydım. Tekrar içebilmek için, tekrar hatırlayıp tekrar unutabilmek ve tekrar kahkahalarla güldükten sonra kıçımı devirip rüyasız bir uyku daha uyuyabilmek için uyanmak zorundaydım. Perdelerden hıncını alamayınca yorganıma yöneldi ve tek hamlede tüm vücudumu yorgan altındaki hantallığından soydu.. Midem hala bulanıyordu ve ağzımda sigara tadı vardı. Rahat nefes alamıyordum. Bir kahve iyi gelecekti. Yaşlı ve yorgun bedenimi yataktan kazıyıp çıplak ayak yerlere basarak mutfağa girdim.. Arka odadan seslendi "Sana kahvaltı hazırladım!". Masadaki tabağa baktım ve fazla sağlıklı olduğuna karar verdim.. Henüz onları yemek için çok gençtim. Kahve bardağına sıcak suyu koyarken buharın yüzümü yalamasına izin verdim, bir yudum aldım. Hayat fazla tatsızdı.. Bardağın yarısını akşamdan kalan yemek artıklarıyla pislik içinde duran lavoboya döktüm, kahvenin üzerine vodka ekledim.. Şimdi her şey daha güzel olabilirdi. En azından ihtimal vardı ve bir gün daha başlamıştı..Lanet olası bir gece daha..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder