24 Nisan 2012 Salı


Öyle meraklıydım ki ölmeye
İntihar ederdim geceleri
Gözlerim dolu dolu
Boğazım düğüm düğüm
Sesim titreye titreye
Bir türkü söylerdim sonra
Damlalarımı bırakırdım

Öyle meraklıydım ki ölmeye
Severdim  geceleri
Kadeh kadeh
Şişe şişe
Yudum yudum
Yaşamak mümkünmüşçesine
Naralar atarak acırdım kendime

Öyle meraklıydım ki ölmeye
İntihar ederdim geceleri
Bonibon taneleriyle
Ölüm renk renk
Ölüm tatlı tatlı
Ölüm tane tane
Yaklaşırdı her nefeste



6 Nisan 2012 Cuma

Şıpırtılarla doldurdum bardağı
Bir dikişte bitirdim sonra
Hafiften esiyordu müzik
Naralar attım gecenin en karasına
Ev dar geldi boş ve rutubetli gönlüm gibi
Attım kendimi sokağa
Deniz severim bilirsin
Gittim bir kahveye oturdum salaş
Sevmem gürültü patırtı yüreğimdekinden başka
Bir büyük söyledim
Fincanda çay getirdiler önüme
Sonradan hatırladım kahve olduğunu oranın
Çay kaşıkları cama vurdukça çınladı
Yüreğime sensizliğin vurdukça çağlayan sessizlik gibi
Çay daha da yaktı biliyor musun
Pul sesleri zar sesleri derken
Gözlerinin sessizliğini aradım bir müddet
Bulamadım
İçim sıkıldı
Kahve dar geldi duman altı gönlüm gibi
Attım kendimi sokağa
Saçlarını taramak istedim omzuma yasladığın başından dökülen
Saçlarını severim bilirsin
Gittim bir kerhaneye girdim kapıdan
Yıllardır aynı sakızı çiğneyen bir orospu
Buyur etti beni odasına
Saçları seninkilerin rengi değildi girmedim
Kerhane dar geldi anladın işte gönlüm gibi
Sokağa attım kendimi
İyiden iyiye soğumuştu hava
Soğuk severim bilirsin
Gittim yüreğime buz tutmuş yüreğim gibi
Bir geceyi daha sabah ettiğime sevindim sonra
Uyku tutmuyordu senden beri
Hazır mısın kavrulmaya ateşlerde
Sonradan su verenin olmayacak
Boyun eğiyor musun mahkumiyete
Sonradan tahliyen yapılmayacak
Bakıyor musun hayalinde gözlerime
Sonradan baş çevirmek olmayacak
Söz veriyor musun yüreğime
Sonradan yok deyip cayılmayacak
İstiyor musun dokunmak ellerime
Sonradan üşüdüm deyip bırakılmayacak
Yapabiliyor musun bensiz
Sonradan yalnızlık olmayacak
İnsan kaderini kendi yazarmış 

Ben seni yazamadım kaderime
Ellerim titredi çünkü adını söylediğimde
Dudaklarım titredi çünkü yüzünü düşlediğimde
Hayallerim titredi çünkü gözlerini gördüğümde
Dizlerim titredi çünkü seni sevdiğimde
Öylesine yandı kağıt işte beceremedim de

Sen beni yaz istedim kaderine
Bilirim o denli titremez ellerin
Çünkü adımı söylemezsin
Bilirim o denli titremez dudakların
Çünkü başka dudakları öpersin
Bilirim o denli titremez hayallerin
Çünkü beni konu edinmezsin
Bilirim o denli titremez dizlerin
Çünkü kimse önünde eğilmezsin
Öylesine yanmaz için işte bilemezsin de

İnsan kaderini kendi yakarmış
Penceremi taş atmana lüzum yok
Zaten yollarını gözlüyorum
Geç yeter

Yüreğime kan atmana lüzum yok
Zaten yaralarımı deşiyorum
Geç yeter
Havada intihar kokusu var
Duyuyor musun? Bağırışmalar,
Kulak tırmalarcasına alçalıyorlar
Uzaklarda kalıyor git gide canlar

Defterimde mürekkep lekesi var
Yazıyor musun? Sevdalar,
Hiç var olmamışçasına el sallıyorlar
Uzaklara yürüyor git gide aşklar

Kalbimde sensizlik var
Seviyor musun? Suskunluklar,
Nefes aldırmazcasına boğuyorlar
Uzakları siliyor git gide rüyalar

Havada intihar korkusu var
Bensiz misin? Dudaklar,
Hiç öpülmemişçesine kapanıyorlar
Uzaklar? Git gide zorlaşıyor seni bırakmalar

4 Nisan 2012 Çarşamba

Gurur da neymiş
Bilmiyor musun
Köpek gibi sevdiğimi
Her gece sağlığına
Her sabah dudaklarına içtiğimi

Gurur da neymiş
Bilmiyor muyum
Başka kadınlara gittiğini
Her gece yataklara
Her sabah geceye içtiğini

Gurur da neymiş
Bilmiyorlar mı
Aptal olduğumu uğruna
Her gece yokluğuna
Her sabah gözyaşlarıma içtiğimi

Gurur da neymiş
Bilmiyor muyum
Hiç oralı olmadığını
Her gece aşklarına
Her sabah kendine içtiğini

Gurur da neymiş
Bilmesek birbirimizi
Bilmeseler bizi
Her gece unutmaya
Her sabah hatırlamaya içtiğimizi
üç nokta koydum
bir önceki cümleme
bitmiyordu çünkü
bir şeyler
ya eksik kalıyordu
ya da içimde
üç nokta koydum
cesaretsizliğime
üç nokta koydum
korkaklığına
üç nokta yetti işte
bizi anlatmaya
şimdi başka bir cümleye başlayacağım
başka bir özneyle
bu sefer yüklem eksik olmayacak
kararlıyım...
Somebody's gotta make the first move and just for the record I'm not somebody...
Başka bir şehirde
Başkalarıyla birlikte
Başka biri olmak vardı
Bu düşünce kemiriyor beynimi
Bu sebeple yetersiz hissediyorum
Dünya nüfusunca gelecek ihtimali
Yalnız olduğumu sezdiren

3 Nisan 2012 Salı

Sen beni değil
Bende kendini sevdin
Yıllar vardı ki
Böylesine sevilmemiştin

Beni sende değil
Seni kendimde sevdim
Yıllar vardı ki
Ölesiye sevmemiştim
Öldün sen
Kollarımdaydın
Kanlar içinde
Gözlerini açtın
Bir yudum su diye
Öldün sen
Ben gördüm gözlerimle
Bembeyaz kefene ben sardım
Toprağını ben örttüm
Öldün sen ben gördüm
Su serptim ellerimle üzerine
En çok ben ağladım başında
Ben dua ettim mezar taşında
Öldün sen biliyorum
Kollarımdaydın
Kan revan içinde
Bizzat ben öldürdüm seni
Hayır hayır gelme
Öldün sen biliyorum
Şimdi gözlerime bakma
Öldün sen biliyorum
Bir daha karşıma çıkma
Öldün sen
Öldün sen
Ben öldürdüm ben!

Vakitlerden birinde
Bir gaz bulutu vardı
Her şey iç içe
Hiçbir şey ortadaydı
Dönen bu gaz bulutu
Soğumaya başladı 
Çeşitlendi: toprak su hava
Suda yeşerdi ilk canlı
Anlatamıyorum

Vakitlerden ikisinde
Canlı değişti
Şartlara uyum sağladı
Karaya yöneldi misal
Orada biraz farklılaştı
Çeşit çeşit canlandı
Başkalaştı evrimleşti
İnsana kadar geldi
Anlatamıyorum

Vakitlerden üçünde
İnsan toplayıcıydı
Sonra üretici oldu
Göçebeydi yerleşti
Uygarlaştı gelişti
Evreni tanımaya uğraştı
Kendini anlamak için
Mümkün müydü bilinmez
Anlatamıyorum

Vakitlerden geçti
Birincide tohum ekildi
İkincide su verildi
Üçüncüde güneş tutuldu
Benim dünyamdı bu
Aklımın evrimiydi
Seni tanıdığım bu üç vakitte
Gaz bulutunu soğutan sendin
Anlatamıyorum