Tuz kadar seviyorum seni
Her şeye ekelemek
Her anıma katmak istiyorum
Ve şeker gibi bağımlılık yapıyorsun bende
Tat katsan da hüzünlerime
Diyet bir hayat yaşıyorum
Senim tadım tuzum yok anlayacağın
Tahta bir tabut hissi
Kalıyor damağımda gitmiyor
Su içer gibi bolca yazıyorum
Belki bünyemden atmama
Yardımı olur diye seni
Lakin bir koşu bandındayım
Olduğum yerde debeleniyorum
Vazgeçemiyorum kattıklarından
Ve yine sen yüzünden
Çektiğim bütün vicdan azapları
Sen yüzünden kendimden
İğreniyorum kimi zaman
Diyet bir hayat yaşıyorum
Sana direniyorum
Kendime dönerim belki diye
Keyif almıyorum yaptıklarımdan
Kahvelerim daha sert misal
Alışıyorum...
28 Mart 2012 Çarşamba
27 Mart 2012 Salı
Kendiyle oynayan
Bir çocuğum henüz
Nehirler akıyor içimde
Nehirler taşıyor dışıma
Boğuluyorum
Gecenin kör karanlığında
Yanımda oyuncakların en güzeli
Sırtı bana dönük uyuyor
Nehirler doluyor içime
Ona baktıkça ağlayasım geliyor
Bu kadar yalnızlık yapmazdım
Bırakırdım nehirlerimi sana
Bir sepet içinde çırılçıplak
Uyuyarak gelirdim nehirlerimde
Sana aktığını bilseydim sularımın
Kendiyle oynayan
Bir çocuğum henüz
Nehirler dolup boşalıyor
İçime dışımdan...
Bir çocuğum henüz
Nehirler akıyor içimde
Nehirler taşıyor dışıma
Boğuluyorum
Gecenin kör karanlığında
Yanımda oyuncakların en güzeli
Sırtı bana dönük uyuyor
Nehirler doluyor içime
Ona baktıkça ağlayasım geliyor
Bu kadar yalnızlık yapmazdım
Bırakırdım nehirlerimi sana
Bir sepet içinde çırılçıplak
Uyuyarak gelirdim nehirlerimde
Sana aktığını bilseydim sularımın
Kendiyle oynayan
Bir çocuğum henüz
Nehirler dolup boşalıyor
İçime dışımdan...
26 Mart 2012 Pazartesi
22 Mart 2012 Perşembe
Çocukluğumu bir trenin açılmayan camında bıraktım
Issız sokaklarında oynadığım şehrimin denizlerinde…
Yalnız kendiyle savaşan anarşizminde ülkenin
Okumamam gereken kitaplardan öğrendim sevmeyi
Dizlerimin yaralarını yüzümün karalarına yeğlemeyi
Çocukluğumu öğretmenimden yediğim cetvel darbelerinde
hatırladım
Kalabalık bahçesinde oynadığım gönlünün denizlerinde…
Yalnız kendiyle savaşan anarşizminde ülkenin
Girmemem gereken gönüllerden öğrendim gitmeyi
Gözlerimin yaşının yüzümün karasını yıkadığını
Çocukluğumu patlattığım toplardan birinde bıraktım
Tekdüze oyunlarında oynadığım aklımın derinlerinde
Yalnız kendiyle savaşan anarşizminde ülkemin
Bilmemem gereken gerçeklerden öğrendim alışmayı
Gözlerimi kapamanın ölümün karasını yâd ettiğini
19 Mart 2012 Pazartesi
18 Mart 2012 Pazar
hiçbir zaman başkasının olmayacaksın değil mi demiştin
ellerini avuçlarıma aldığım bir sonbahar akşamüstü
gözlerin ışıl ışıl çocukça bir hevesle yüzüme bakmıştın
hala bir parça yalan kalmıştır bende belki diye
yorulmuştun biliyorum sıkışıyordun kollarımın arasında kalmıştın
öpüşlerinde batıyordu kalbin inen kara sular içinde
o pek sevdiğin siyah topukluların acı veriyordu artık
hayır dedim hiçbir zaman olmadım biliyorsun, olmayacağım
kalbinin yarası parladı ve hücum etti yanaklarına yakut gibi
baca gibi tütüyordu yüreğin yüreğime dudakların
dudaklarıma dayıyordun ki gelmekten yorulmayayım
lakin biliyordun daha satın alırken o pek sevdiğin topukluların
bir gün ayaklarını parçalarcasına, kalbinin ucuna değercesine
acıtacağı gerçeği gibi cevaplanacağını sorularının
hiçbir zaman benim olmayacaksın değil mi demiştin
ellerini bıraktığım bir sonbahar akşamüstü
gözlerin dolu dolu çocukça bir hevesle yüzüme bakmıştın
hala bir parça yürek kalmıştır bende belki diye
kırılmıştın biliyorum üşüyordun kollarımın arasından çıkmıştın
ayaklarında batıyordu kalbin inen kara sular içinde
o pek sevdiğin siyah topukluların acı veriyordu artık
hayır dedim hiçbir zaman olmadım biliyorsun, olmayacağım
kirpiklerinin karası parladı ve aktı yanaklarından is gibi
baca gibi tütüyordu gözlerin gözlerime yüreğin
yüreğime tütüyordun ki gitmekten vazgeçeyim
lakin biliyordun daha satın alırken o pek sevdiğin topukluların
bir gün ayaklarını parçalarcasına, kalbinin ucuna değercesine
acıtacağı gerçeği gibi sonlanacağını varlığımın
hiçbir zaman olmayacaksın değil mi demiştin
hayır dedim hiçbir zaman olmadım biliyorsun, olmayacağım
17 Mart 2012 Cumartesi
Bir gün olur da
Gelemezsem gece
Çalamazsam kapını
Dilimde korkunç
Yapayalnız ve
Derin karanlıklarıyla
Bir tek hece
Ya sen olursun
Ya ben yahut o
Bir gün olur da
Tanıyamazsam seni
Edemezsem selam
Hatıralarımda korkunç
Yapayalnız ve
Derin karanlıklarıyla
Bir tek kelime
Ya belki olur
Ya sanki yahut keske
Bir gün olur da
Sevemezsem seni
Saramazsam belinden
Aklımda korkunç
Yapayalnız ve
Derin karanlıklarıyla
Bir tek yabancı
Ya başkası olur
Ya kendim yahut sen
Gelemezsem gece
Çalamazsam kapını
Dilimde korkunç
Yapayalnız ve
Derin karanlıklarıyla
Bir tek hece
Ya sen olursun
Ya ben yahut o
Bir gün olur da
Tanıyamazsam seni
Edemezsem selam
Hatıralarımda korkunç
Yapayalnız ve
Derin karanlıklarıyla
Bir tek kelime
Ya belki olur
Ya sanki yahut keske
Bir gün olur da
Sevemezsem seni
Saramazsam belinden
Aklımda korkunç
Yapayalnız ve
Derin karanlıklarıyla
Bir tek yabancı
Ya başkası olur
Ya kendim yahut sen
14 Mart 2012 Çarşamba
Birazdan gideceksin biliyorum
Yüzüme bakacaksın
Son bir kez belki
Kal dememi bekleyeceksin
Ya da en azından
Bir şeyler söylememi
Göz yaşlarını silemem
Ağlama diyemem sana
Hakkındır kendine acıman
Varken yüreğinde benim gibi
Başıboş serseri bir adam
Çok yordum seni
Farkındayım inan
Yine de ağzımı açmayacağım
Kolundan tutmayacağım
Göz yaşlarını silemem
Hakkındır acımak geleceğe
Benim gibi başıboş
Serseri bir adamın
Hayallerinde işi ne
Birazdan gideceksin biliyorum
Yüzüme bakacaksın
Son bir kez belki
Sevdiğini söylemek isteyeceksin
Fakat karşılık bulamayacağını bilmek
Bastıracak sesini
Yine de göz yaşlarını engelleyemeyeceksin
Boğazımda düğümlenmiş bir şeyler
Tekrar yutkunabilmek
Derin nefesler alabilmek için
İçeceğim senden sonra
Birazdan gitmişsin biliyorum
Yüzüme bakacaksın
Son bir kez belki
Kal dememi bekleyeceksin
Ya da en azından
Bir şeyler söylememi
Göz yaşlarını silemem
Ağlama diyemem sana
Hakkındır kendine acıman
Varken yüreğinde benim gibi
Başıboş serseri bir adam
Çok yordum seni
Farkındayım inan
Yine de ağzımı açmayacağım
Kolundan tutmayacağım
Göz yaşlarını silemem
Hakkındır acımak geleceğe
Benim gibi başıboş
Serseri bir adamın
Hayallerinde işi ne
Birazdan gideceksin biliyorum
Yüzüme bakacaksın
Son bir kez belki
Sevdiğini söylemek isteyeceksin
Fakat karşılık bulamayacağını bilmek
Bastıracak sesini
Yine de göz yaşlarını engelleyemeyeceksin
Boğazımda düğümlenmiş bir şeyler
Tekrar yutkunabilmek
Derin nefesler alabilmek için
İçeceğim senden sonra
Birazdan gitmişsin biliyorum
13 Mart 2012 Salı
Belinden sarmak
Bahar gelmişken ve
Havalar mayhoşken daha
Gözlerinin en içine bakmak
Allanmış yanaklarına
Elimin tersiyle bir parça dokunmak
Esip geçen rüzgara dolanmış
Saçlarını yakalamak
Tutmak seni kendime
Çekip sıkıca
Ne ilk ne de son
Hiçbir bahara bırakmaksızın
Kavramak dudaklarından
Kaplamak belki
Yüreğinde bir yudum yer
Bilmek seni
Bir bilinmez yolculukta
Kendini keşfedercesine öğrenmek yeniden
Bir gece yıldızlarda koşmak...
Demeyeceğim!
Olmayacakları anlatmayacağım
Sana
Yaklaşamam
Gururum kilometrelerce uzanır önümde
Belli etmem hiç
Gelmeni beklerim senin
Bahar gelmişken ve
Havalar mayhoşken daha
Kendini bana getir isterim
O vakit "demeyeceğim!"
Dediklerimi demekle kalmam
Çok hem de pek çok
Severim..
Bahar gelmişken ve
Havalar mayhoşken daha
Gözlerinin en içine bakmak
Allanmış yanaklarına
Elimin tersiyle bir parça dokunmak
Esip geçen rüzgara dolanmış
Saçlarını yakalamak
Tutmak seni kendime
Çekip sıkıca
Ne ilk ne de son
Hiçbir bahara bırakmaksızın
Kavramak dudaklarından
Kaplamak belki
Yüreğinde bir yudum yer
Bilmek seni
Bir bilinmez yolculukta
Kendini keşfedercesine öğrenmek yeniden
Bir gece yıldızlarda koşmak...
Demeyeceğim!
Olmayacakları anlatmayacağım
Sana
Yaklaşamam
Gururum kilometrelerce uzanır önümde
Belli etmem hiç
Gelmeni beklerim senin
Bahar gelmişken ve
Havalar mayhoşken daha
Kendini bana getir isterim
O vakit "demeyeceğim!"
Dediklerimi demekle kalmam
Çok hem de pek çok
Severim..
Yaşamak buysa eğer yaşıyorum
Başka bir şeyler arıyorum
Her daim aklımda
Yapamadıklarım, söyleyemediklerim
Hissedemediklerim kalbimde
Her daim
Duyuyorum
Söylenmemiş şarkılar
Mırıldanıyorum
Gitmek buysa eğer gidiyorum
Bedenim bavuluma ağır geliyor
Taşıyamaz kimse beni
Götüremez yeterince uzaklara
Biliyorum
Hiçbir tren yahut gemi
Kendimden olduğunca
Başka bir şeyler arıyorum
Her daim aklımda
Yapamadıklarım, söyleyemediklerim
Hissedemediklerim kalbimde
Her daim
Duyuyorum
Söylenmemiş şarkılar
Mırıldanıyorum
Gitmek buysa eğer gidiyorum
Bedenim bavuluma ağır geliyor
Taşıyamaz kimse beni
Götüremez yeterince uzaklara
Biliyorum
Hiçbir tren yahut gemi
Kendimden olduğunca
12 Mart 2012 Pazartesi
Bir gün batımına yakınlık mıydı
Bir kupa bol köpüklü arpa mı
Bir çift gül rengi dudak mıydı
Bir kadeh kırmızı üzüm şarabı mı
Bir damla göz yaşı mıydı
Bir kadeh aslan sütü mü
Bir sevdiği her şeyi göze alabilmiş miydi
Bir sevgili her şeyden habersiz mi
Bir bir sevdiğini diyecek miydi
Bir ömür bekleyerek geçip gidecek mi
Bir soğuk esen rüzgar mıydı
Bir yüzüme bakışın mı
Bir şehre çöken gece miydi
Bir yüreğe inen yabancı silüet mi
Bir vakitler gerçek miydi
Bir yalandan ibaret mi
Bir sana tutkun ben miydi
Bir bana suskun sen mi
Bir kupa bol köpüklü arpa mı
Bir çift gül rengi dudak mıydı
Bir kadeh kırmızı üzüm şarabı mı
Bir damla göz yaşı mıydı
Bir kadeh aslan sütü mü
Bir sevdiği her şeyi göze alabilmiş miydi
Bir sevgili her şeyden habersiz mi
Bir bir sevdiğini diyecek miydi
Bir ömür bekleyerek geçip gidecek mi
Bir soğuk esen rüzgar mıydı
Bir yüzüme bakışın mı
Bir şehre çöken gece miydi
Bir yüreğe inen yabancı silüet mi
Bir vakitler gerçek miydi
Bir yalandan ibaret mi
Bir sana tutkun ben miydi
Bir bana suskun sen mi
11 Mart 2012 Pazar
bu gece gerçekten öleceğim
ardıma bakamadan
gözlerimi bulamadan
kendim olamadan gideceğim
özleyen olmayacak beni
mikroskobik bir ruhsallık benimki
öylesine değersiz
ve öylesine büyük
kapkara bir boşluk hayat perdesi
bu gece gerçekten öleceğim
geçmişin dizlerine başımı yaslayıp
doyasıya ağladıktan sonra
derin bir uykuya dalacağım
içimde bir parça huzursuzluk
yıllardır kaldığım uykusuzluğun
acısını çıkaracağım
ve hep görüp de yapamadığım
rüyaların sonsuzluğuna dalacağım
bu gece gerçekten öleceğim
ve hepiniz bir meşgale içinde
bir hengame içinde sürdürüyorken
aslında bitmesi için dua ettiğiniz hayatlarınızı
ben dua etmeyi bırakalı çok olmuşken,
ruhunuz duymayacak, bas bas bağıracağım
ve sessiz sedasız aranızdan ayrılacağım
10 Mart 2012 Cumartesi
8 Mart 2012 Perşembe
kendime verdiğim sözlerim var
bilirsin ne kadar istesem de
ses edemem korkumdan
fakat susmam demek değildir bu
sadece laf anlatmağa
mecalim olmaz çoğu zaman
ve genellikle korkuyorum
doğru kelimeleri bulamamaktan
kendime verdiğim sözlerim var
bilmiyorum ne beklediğimi
fakat ne istemediğim ortada
beklentileri arttırmak misal
kendi kendimi uğrattığım
hayal kırıklıklarım çokça
ve genellikle geçmişimden
kapıma dayanıyor alacaklılar
korkuyorum yarına çıkamamaktan
kendime verdiğim sözlerim var
ve genellikle korkuyorum
onları ya da kendimi tutamamaktan
6 Mart 2012 Salı
Kendime tuttuğum aynaya yansıyan
Karanlık yakıyor gözlerimi
Kör oluyorum
Günden güne
Kezzaplar saçıyor dünlerim yarınlara
Bu allahın cezası
Kuş tüğü bataklıkta
Biraz daha çekiniyorum çırpındıkça
Bir heykel el uzatıyor
Hayal meyal
Ona tutunuyorum
Sayıp sövüyorum kendime sonra
Lanetliyorum kelimelerimi
Mühürlüyorum aynaları
Karanlığa dönmek istemiyorum
Körelmek bir bıçağın keskinliğince
Şimdi ne kanlı olurdu diyorum
Renkleri hatırlıyorum
Artık görmeyen gözlerimde
Güzel miydi sahi
Bir şey anlamadığımı
Şimdi parmak uçlarım
Dibe değerken
Daha bir anlıyorum
Karanlık yakıyor gözlerimi
Kör oluyorum
Günden güne
Kezzaplar saçıyor dünlerim yarınlara
Bu allahın cezası
Kuş tüğü bataklıkta
Biraz daha çekiniyorum çırpındıkça
Bir heykel el uzatıyor
Hayal meyal
Ona tutunuyorum
Sayıp sövüyorum kendime sonra
Lanetliyorum kelimelerimi
Mühürlüyorum aynaları
Karanlığa dönmek istemiyorum
Körelmek bir bıçağın keskinliğince
Şimdi ne kanlı olurdu diyorum
Renkleri hatırlıyorum
Artık görmeyen gözlerimde
Güzel miydi sahi
Bir şey anlamadığımı
Şimdi parmak uçlarım
Dibe değerken
Daha bir anlıyorum
5 Mart 2012 Pazartesi
bu kadar kan kaybı
fazla geldi yüreğime
başım dönüyor
gözlerim kararıyor
iyiden iyiye
uyuşuyorum
soğuk mu oldu ne
bir yerleri
aşık bıraktım yine
üşüyorum
halsizim
dudaklarımın rengi de
çekiliyor yüreğime
bundan böyle
beni görmek istersen
kalbine bakabileceksin sade
seni hep izliyor olacağım
demek isterdim
fakat ölümden sonra
gidecek yerim yok benim
sense devam edeceksin
olduğu gibi her şeye
ölümümden önce
4 Mart 2012 Pazar
14 ocak 2012
koyuluğun altından
sarılar parlamaya başlıyordu
akan boyayla biylikte
git gide daha da
sarışın oluyordum sana
bir yosmaya bakar gibi
küfür ediyordun
seslenirken adeta
gözlerin ifadesizdi
kalbin de sanırım
ve giderek artarken
otoyollarda arabalar
burnum akıyor
boğazım acıyor
düğüm düğüm her yerim
tir tir titriyordum
beynim ateşten
pişmesin diye
vücudumun kendiliğinden
aldığı bir tedbirdi bu
aşk girmişti kanıma
savunmasızdı antikorlarım
ilk kez bu duruma
bir defa atlatırsam
aşina olacaklar sanmıştım
kaç badire atlatmıştım da
hala yeniydin bana
anladım
her yeni aşk
ayrı bir altbaşlığıydı
ana temanın
ve ilk okul kitaplarındaki
doğru anladık mı
kısmı da olmuyordu
kendini sınadığın
cevap anahtarın yoktu
oysa ben
soru sormaya dahi
çekiniyordum
ve ısrarla sana
çekiliyorum
git gide daha da
sarışınlaşırken ben sana
rolümü oldukça
iyi yerine getiriyordum
unuttuğum yerlerde
sufle vermiyordun hiç
doğaçlama yapıyordum ben de
bezi ıslatıp
alnına koydukları gibi
küçük hasta çocukların
yanan bir şeyler
beni öldürmesin diye
rakıyla ıslatıp
seni koyuyordum
dudaklarıma
git gide daha da
sarışınlaşırken ben sana
sen alabildiğine
esmer seviyordun
paldır küldür içeri girdiğini duydum. kapıyı açtı. "tanrım yine mi?" dedi. başımı klozetten güçlükle kaldırıp ona baktım. halime acımış olacak ki yüzündeki kızgın ifade bezginliğe dönüştü.yavaşça yanıma diz çöktü. ince parmaklarını yağlı saçlarımda gezdirdi.sonra "haydi" dedi "bir duş alalım"..bu yüzden seviyordum onu. "seni duşa sokalım" ya da "bir duş al" dememişti. en boktan durumlarda bile paçalarını sıvamadan dalardı yanıma. kolumun altına girip gövdesiyle destekleyerek beni ayağa kaldırırdı.üzerindekileri yumuşakça sıyırdı. yakasına biraz kusmuk bulaşmış ve terden kokuşmuş gömleğimin düğmelerini açtı. kemerimi çözüp lekeli pantolonumu indirdi. çıplaktık. suyu açtı. ılıktı su. saçlarından akan damlaları izledim. dudaklarının arasında biriken suyu dudaklarını sıkarak taşırmasını izledim. ağzını açıp derin bir nefes almasını dinledim şırıltının sesiyle beraber. biraz sıcağa çevirdi suyu. sıcağı severdi ben genelde soğuk suyla ayılırdım. gece uyumadan önce değil sabah işe gitmeden önce duş alırdım rahatlamak için değildi. gevşeme ihtiyacımı altılı birayla giderirdim genelde. kollarımı kaldırıp dokunmak istedim ona fakat yorgundum halsizdim. yapamadım. izledim sadece..
3 Mart 2012 Cumartesi
yağmurlar yağdı
tanrımın üzerine bugün
bulutlar kapladı
dumanlı
yüzünü göremedim
güneşim
ağladı bugün
bütün sahteliğiyle
kahkahalarıyla güldü
travestim
fileli çoraplarını
sıyırdı bacaklarından
hemen sonra
topuklularını çıkardıktan
pis bir koku sardı
hayallerimi bugün
boya küplüğünü
bir kenara bıraktı
ceketini aldı omuzlarına
bir öksürükle temizledi
inceliği sesinden
yıkandı bütün günahlarından
mesai bitmişti
"siktir et!" dedi
yorulmuştu kadın olmaktan
kurşuni bir öpüş doluyordu gözlerime
hava yorgundu nemden
gözlerinin tatlı bir şıpırtıyla
kapanıp açıldığını hayal ettim
sonra bir kez daha
gelen baharla ısıtan güneşin altında
beyaza çalan
buğday gözkapaklarını
göğe teslim ettin
başını geriye atarak
kahverengi kirpiklerinin
siyah gölgelerine saklamıştım kendimi
seni istediğim vakitler öğrendim
intihar düşüncesini
geriye attığın başın
boynuna ağır gelmeye başlayınca
oynattın kafanı sağa sola
ve gölgeler yalayıp geçti yüzünü
tadına aşina olmak için yanıp tutuştuğum
dudaklarını düşündüm sonra
sensizliğin metalik tadı
söylediğim şarkılara dolandı da
girdi kanıma
henüz yaz olmadığını
esen ılık bir rüzgarla hatırlattı hava
sesine değen rüzgarın ardından koştum
sana dokunabilmek için
hatırlarken ağlamaktan
kabuğunu soyarken
kanatmaktan korktuğum bir yaraydın sen
kurşuni bir öpüş doluyordu gözlerime
sanırım uğraşmayı bıraktığım
intihar düşüncesi
çalmıştı kapımı yine
ve ben bütün düşüncesizliğimle
onu içeri davet etmiştim
hayal etmeye devam etmiştim
işte seni öyle sevmiştim
son nefesimi verirken
ille de sen demiştim
kurşuni bir öpüş doluyordu gözlerime
seni görüyordum
sana yürüyordum
nihayet bitiyordu hasret
kurşuni bir öpüş dolduğundan beri
gözlerine
hava yorgundu nemden
gözlerinin tatlı bir şıpırtıyla
kapanıp açıldığını hayal ettim
sonra bir kez daha
gelen baharla ısıtan güneşin altında
beyaza çalan
buğday gözkapaklarını
göğe teslim ettin
başını geriye atarak
kahverengi kirpiklerinin
siyah gölgelerine saklamıştım kendimi
seni istediğim vakitler öğrendim
intihar düşüncesini
geriye attığın başın
boynuna ağır gelmeye başlayınca
oynattın kafanı sağa sola
ve gölgeler yalayıp geçti yüzünü
tadına aşina olmak için yanıp tutuştuğum
dudaklarını düşündüm sonra
sensizliğin metalik tadı
söylediğim şarkılara dolandı da
girdi kanıma
henüz yaz olmadığını
esen ılık bir rüzgarla hatırlattı hava
sesine değen rüzgarın ardından koştum
sana dokunabilmek için
hatırlarken ağlamaktan
kabuğunu soyarken
kanatmaktan korktuğum bir yaraydın sen
kurşuni bir öpüş doluyordu gözlerime
sanırım uğraşmayı bıraktığım
intihar düşüncesi
çalmıştı kapımı yine
ve ben bütün düşüncesizliğimle
onu içeri davet etmiştim
hayal etmeye devam etmiştim
işte seni öyle sevmiştim
son nefesimi verirken
ille de sen demiştim
kurşuni bir öpüş doluyordu gözlerime
seni görüyordum
sana yürüyordum
nihayet bitiyordu hasret
kurşuni bir öpüş dolduğundan beri
gözlerine
11 şubat 2012
sana yazmak istiyorum hep
hep seni anlatmak
hep sana atılmak
daha yorgun fakat
daha güçlü daha istekli
düşmemek için yürüyorum
gittiğim bir yer yok
sabit bir makinenin
hareketli bandında ben
dönüp dolaşıp geldiğim
kürkçü dükkanında
hayvanları korumaktan dem vuruyorum
işe yarayacakmışçasına
eskiden yumuşak gelen dokular
bir kirpinin dikenleri gibi artık
ve bundan böyle
her mevsim sonbahar
yağmurlar içmek istiyorum
gözyaşlarıma inat
ayağımın altında
tüm sessizliğiyle hışırdarken yalnızlığım
sökmek geliyor
ağaçları içimden ve
daha pek çok güç gerektiren eylem
seni unutmam muhtemelliğini geçmişken
her adımımda
biraz daha yaklaşıyorum sana
biraz daha unutup
biraz daha hatırlıyorum
her susuşumda sen deyip
her senle başlayan cümlemde
avaz avaz susuyorum aslında
her hücremde meydana gelen
karmakarışık sensiziliği
anlatabilir yahut anlayabilirmiş gibi
tıklım tıkış fırlatıyorum sözcüklerimi
unutmamak için yazıyorum
yaşamak için yazıyorum
ve genellikle de sade
yazmak için yazıyorum
ama hep sen yazıyorum
inan ki
istemsiz bir hareket bu
kırılmış bir oyuncağını
hala saklamağa uğraşan bir çocuk gibi
kırıntılarını arıyorum
kalbimin altına süpürdüğüm bir şeylerin
artık "yeniden" sözcüğünde
sana yer yok sözlüğümde
belki bunu bilmek kırıyor beni
o yüzden yıkmak istercesine
yasak yazışlarımı yineliyorum
ve her defasında düne yeniliyorum...
hep seni anlatmak
hep sana atılmak
daha yorgun fakat
daha güçlü daha istekli
düşmemek için yürüyorum
gittiğim bir yer yok
sabit bir makinenin
hareketli bandında ben
dönüp dolaşıp geldiğim
kürkçü dükkanında
hayvanları korumaktan dem vuruyorum
işe yarayacakmışçasına
eskiden yumuşak gelen dokular
bir kirpinin dikenleri gibi artık
ve bundan böyle
her mevsim sonbahar
yağmurlar içmek istiyorum
gözyaşlarıma inat
ayağımın altında
tüm sessizliğiyle hışırdarken yalnızlığım
sökmek geliyor
ağaçları içimden ve
daha pek çok güç gerektiren eylem
seni unutmam muhtemelliğini geçmişken
her adımımda
biraz daha yaklaşıyorum sana
biraz daha unutup
biraz daha hatırlıyorum
her susuşumda sen deyip
her senle başlayan cümlemde
avaz avaz susuyorum aslında
her hücremde meydana gelen
karmakarışık sensiziliği
anlatabilir yahut anlayabilirmiş gibi
tıklım tıkış fırlatıyorum sözcüklerimi
unutmamak için yazıyorum
yaşamak için yazıyorum
ve genellikle de sade
yazmak için yazıyorum
ama hep sen yazıyorum
inan ki
istemsiz bir hareket bu
kırılmış bir oyuncağını
hala saklamağa uğraşan bir çocuk gibi
kırıntılarını arıyorum
kalbimin altına süpürdüğüm bir şeylerin
artık "yeniden" sözcüğünde
sana yer yok sözlüğümde
belki bunu bilmek kırıyor beni
o yüzden yıkmak istercesine
yasak yazışlarımı yineliyorum
ve her defasında düne yeniliyorum...
2 Mart 2012 Cuma
giderken
kapıyı ört demiştim
duymamışsın
buz gibi oldu içerisi
tekrar ısıtmak
bir hayli sürecek
biliyorsun
çok mu zordu
bir hoşçakal demek
ardından seslenmedim değil
fakat üşütmüşüm
sesim kısık çıkıyor biraz
şu sigarayı
başkalarında iç demiştim
duman altı oldu içerisi
küllerini savurma bari
bir suya
bir söze bakar bu yangın
alarmların çalmasıysa
an meselesi
ortaklıklarımız yüzünden
yerimizde sayıyoruz
aynılıklar bulmak için
bakıyoruz etrafımıza
bize konuşma sırası
gelsin diye
başkalarını duyuyoruz
hayır,dinlemek denemez buna
ve sıra bize gelince
o kadar hızlı konuşmalıyız ki
bir sözcük dahi atlamaksızın
ve bir saniye soluklanmaksızın
durmaksızın anlatmalıyız
nasıl katıldığımızı başkalarına
ortaklıklarımız yüzünden
yerimizde sayıyoruz
acıyla baş etmenin yolu
onun varlığını kabullenmektir
oysa yaptığımız her eylemde
onu dile getirirken bile
yalnızlığımızdan kaçıyoruz
farklı olmak zor geliyor hepimize
kendi çizdiğimiz yolda yürümek niye
bir başkasının açtığı yol
ve iki lafın belini kıracağımız
yoldaşlarımız varken çevremizde
hayır, paylaşmak denemez buna
yalnızlık paylaşıldıkça
olduğu şey olmayı
bırakmaz mı zaten
bu yüzden haykırmıyor muyuz
avaz avaz yalnızlığımızı
ortaklıklarımız yüzünden
yerimizde sayıyoruz
ve ben artık
ortaklık istemiyorum
aynılıklarınıza kına yakın
bütün hisselerimi devrediyorum
ben sadece
dinlenmek istiyorum artık
avaz avaz fısıldamaktan
kalabalıklaşan yalnızlığımı
tekrar anlamlarla yüklüyorum
bu ilk veda edişim değil
şüphesiz sonuncu da olmayacak
sadece yorgunum
aynalara bakmaktan
artık farklılıklar arıyorum
kendi yollarıyla gelmeli insanlar
daha öncekilere benzer olsa da
kendi cümlelerini kurmalılar
akıllarını oynatmalılar
ve delilik o denli
yerilmemeli
haydi konuşun benimle
duymak yerine bu defa
gerçekten dinleyeceğim sizi
1 Mart 2012 Perşembe
27 subat 2012
kelimelerim
donup kalıyor ağzımda
ıslak dilime yapışıyorlar
ve çıkmamak için direniyorlar bazen
bazense bir sabunu
ıslak elle tutmaya çalıştığım gibi
kayıyorlar
akıp giderken fakat
çok zorlanıyorum
hangilerini tutup
hangilerini salıvermem
gerektiğini sana
donup kalıyor ağzımda
ıslak dilime yapışıyorlar
ve çıkmamak için direniyorlar bazen
bazense bir sabunu
ıslak elle tutmaya çalıştığım gibi
kayıyorlar
akıp giderken fakat
çok zorlanıyorum
hangilerini tutup
hangilerini salıvermem
gerektiğini sana
26 subat 2012
Ve bir gece
Keyifli bir hüzne sahip dublelerini
Yudumlarken farkedeceksin
Anason kokusu dışında
Her şeyin değiştiğini..
Saçların kırlaşacak mesela
Sağlam içmişsin baya baya
Gözlerinin altındaki torbalardan belli bu..
Belki
Ağlamadığın gözyaşlarını biriktirdin orada..
Zaten yorgun olan sesin
Biraz daha kalınlaşmış..
Güzel gözlerinin rengi solmus
Hafif grileşmiş onlar da..
Fakat dudakların değişmemiş olacak
Yalnız çevresi biraz buruşmuş..
Kadehini kaldıracaksın şerefime
Ve dikeceksin kafana bir hamlede..
Efkarlanıp yanık bir şeyler söyleyeceksin
Çalgılara eşlik edercesine..
Yaşlanacaksın..yaşlanacağım
Anlayacaksın..anlayacağım
Ağlayacaksın..ağlayacağım
Haykıracaksın..haykıracağım
Fakat birbirimizden
Habersiz olacak bunların hepsi
Bu gece kadehim sana sevgili
Keyifli bir hüzne sahip dublelerini
Yudumlarken farkedeceksin
Anason kokusu dışında
Her şeyin değiştiğini..
Saçların kırlaşacak mesela
Sağlam içmişsin baya baya
Gözlerinin altındaki torbalardan belli bu..
Belki
Ağlamadığın gözyaşlarını biriktirdin orada..
Zaten yorgun olan sesin
Biraz daha kalınlaşmış..
Güzel gözlerinin rengi solmus
Hafif grileşmiş onlar da..
Fakat dudakların değişmemiş olacak
Yalnız çevresi biraz buruşmuş..
Kadehini kaldıracaksın şerefime
Ve dikeceksin kafana bir hamlede..
Efkarlanıp yanık bir şeyler söyleyeceksin
Çalgılara eşlik edercesine..
Yaşlanacaksın..yaşlanacağım
Anlayacaksın..anlayacağım
Ağlayacaksın..ağlayacağım
Haykıracaksın..haykıracağım
Fakat birbirimizden
Habersiz olacak bunların hepsi
Bu gece kadehim sana sevgili
26 subat 2012
Gururunu bırak da gel bana
Bütün yalanlarından arın da gel
Söz veriyorum yargılamayacağım
Suçların ve günahların yüzünden seni
Bütün çocukluğunla
Bütün gençliğinle
Bütün geçmişinle gel bana
Dinleyeceğim her şeyi harfi harfine
Ve seni öpme düşüncesiyle
Meşgul olmaktan
Aptal aptal bakacağım yüzüne
Ki sen bileceksin
Daha önce yapmışlığım çoktur çünkü
Diğerlerini bırak da gel bana
Sen gel yalnız kendinle
Korkaklığını bırak da gel bana
Bütün endişelerinden arın da gel
Söz veriyorum hayır demeyeceğim sana
Bütün yalanlarından arın da gel
Söz veriyorum yargılamayacağım
Suçların ve günahların yüzünden seni
Bütün çocukluğunla
Bütün gençliğinle
Bütün geçmişinle gel bana
Dinleyeceğim her şeyi harfi harfine
Ve seni öpme düşüncesiyle
Meşgul olmaktan
Aptal aptal bakacağım yüzüne
Ki sen bileceksin
Daha önce yapmışlığım çoktur çünkü
Diğerlerini bırak da gel bana
Sen gel yalnız kendinle
Korkaklığını bırak da gel bana
Bütün endişelerinden arın da gel
Söz veriyorum hayır demeyeceğim sana
Hayallerimi çok seviyorum
Lakin aynı zamanda
Çok da acıyorum onlara
Çünkü biliyorum
Pek çoğu yalnızca
Şu an olduklarI şey olmaya
Devam edecekler
Ve çoğu zaman kızıyorum onlara
Kırılmama sebep oluyorlar diye
Hayatta da böyleyim galiba
Çok sevdiğim belli bir şey yok
Hiçbir şeyden çokça
Ve her şeyden biraz..
Lakin aynı zamanda
Çok da acıyorum onlara
Çünkü biliyorum
Pek çoğu yalnızca
Şu an olduklarI şey olmaya
Devam edecekler
Ve çoğu zaman kızıyorum onlara
Kırılmama sebep oluyorlar diye
Hayatta da böyleyim galiba
Çok sevdiğim belli bir şey yok
Hiçbir şeyden çokça
Ve her şeyden biraz..
Perdeleri çekmesiyle ışık doldu içerisi. Akşamdan kalmaydım, muhtemelen günün çoğu geride kalmıştı. Kalkmak istemiyordum fakat zorundaydım. Tekrar içebilmek için, tekrar hatırlayıp tekrar unutabilmek ve tekrar kahkahalarla güldükten sonra kıçımı devirip rüyasız bir uyku daha uyuyabilmek için uyanmak zorundaydım. Perdelerden hıncını alamayınca yorganıma yöneldi ve tek hamlede tüm vücudumu yorgan altındaki hantallığından soydu.. Midem hala bulanıyordu ve ağzımda sigara tadı vardı. Rahat nefes alamıyordum. Bir kahve iyi gelecekti. Yaşlı ve yorgun bedenimi yataktan kazıyıp çıplak ayak yerlere basarak mutfağa girdim.. Arka odadan seslendi "Sana kahvaltı hazırladım!". Masadaki tabağa baktım ve fazla sağlıklı olduğuna karar verdim.. Henüz onları yemek için çok gençtim. Kahve bardağına sıcak suyu koyarken buharın yüzümü yalamasına izin verdim, bir yudum aldım. Hayat fazla tatsızdı.. Bardağın yarısını akşamdan kalan yemek artıklarıyla pislik içinde duran lavoboya döktüm, kahvenin üzerine vodka ekledim.. Şimdi her şey daha güzel olabilirdi. En azından ihtimal vardı ve bir gün daha başlamıştı..Lanet olası bir gece daha..
varınca ara demiştin
yapamadım gülüm
bir yere vardığım yoktu
daima yolda
daima gitmekteydim
senden ayrılalı henüz saatler olmuşken
boş kadehler göndermeyi düşündüm
vardığım her cennetten
sonra yüzüm olmadığına karar verdim
ben gitmiştim senden
bile bile
haydi demiştim
haydi güle güle..
varınca ara demiştin
çok aradım gülüm
senden bir parça bulmak umuduyla
seviştim insanlarla
sana benzettiğim birinin
yüreğine uğrayayım dedim
yatağına uğramakla yetindim
olmuyordu
yapamadım gülüm
bir yere vardığım yoktu
daima yolda
daima gitmekteydim
senden ayrılalı henüz günler olmuşken
kartpostallar göndermeyi düşündüm
vardığım her bedenden
sonra hakkım olmadığına karar verdim
yeterince gitmiştim senden
ederince ağlarım
demiştin ben çıkarken
kapıyı aralık bırak
ışıkları da açık
bir tanrı misafiri olarak vardığım
gönlünden..
varınca ara demiştin
anımsayamıyorum gülüm
yoksa dememiş miydin
ben mi uyduruyorum dedim
çoğu kez de böyle olduğuna
kanaat notu getirdim
geçebilmek için kendimden
kalmayı sevmezdim bilirsin
daima yolda
daima gitmekteydim
yapamadım gülüm
öylesine çoktun ki yüreğimde
sen fışkırıyordun
bıçağın değdiği yerden
fakat ayırt edemez oldum
gerçekten var olduğunu bir vakitler
ve yaşamıştık seziyorum bir şeyler
senden ayrılalı henüz aylar olmuşken
yüreğimi göndermeyi düşündüm
ağladığım her geceden
bir zarfın içinde
lakin postahanede
gitme arzusuna kapılıp da
kaçabilir ihtimaliyle veremedim
benimle duruyor hala
sense var olduğunu dahi bilmiyorsun
öyle bir şeyin
severdim kalsaydın demiştin
kalırdım sevseydin..
varınca ara demiştin
yapamadım gülüm
kendime varıyorum daha henüz
daima yolda
daima gitmekteydim
senden ayrılalı henüz yıllar olmuşken
kendimi göndermeyi düşündüm
vardığım güzelliğinden
içimde bir boşluktun sen
hiç bilemeyecektim
bir daha hiç
gidemeyecektim...
yapamadım gülüm
bir yere vardığım yoktu
daima yolda
daima gitmekteydim
senden ayrılalı henüz saatler olmuşken
boş kadehler göndermeyi düşündüm
vardığım her cennetten
sonra yüzüm olmadığına karar verdim
ben gitmiştim senden
bile bile
haydi demiştim
haydi güle güle..
varınca ara demiştin
çok aradım gülüm
senden bir parça bulmak umuduyla
seviştim insanlarla
sana benzettiğim birinin
yüreğine uğrayayım dedim
yatağına uğramakla yetindim
olmuyordu
yapamadım gülüm
bir yere vardığım yoktu
daima yolda
daima gitmekteydim
senden ayrılalı henüz günler olmuşken
kartpostallar göndermeyi düşündüm
vardığım her bedenden
sonra hakkım olmadığına karar verdim
yeterince gitmiştim senden
ederince ağlarım
demiştin ben çıkarken
kapıyı aralık bırak
ışıkları da açık
bir tanrı misafiri olarak vardığım
gönlünden..
varınca ara demiştin
anımsayamıyorum gülüm
yoksa dememiş miydin
ben mi uyduruyorum dedim
çoğu kez de böyle olduğuna
kanaat notu getirdim
geçebilmek için kendimden
kalmayı sevmezdim bilirsin
daima yolda
daima gitmekteydim
yapamadım gülüm
öylesine çoktun ki yüreğimde
sen fışkırıyordun
bıçağın değdiği yerden
fakat ayırt edemez oldum
gerçekten var olduğunu bir vakitler
ve yaşamıştık seziyorum bir şeyler
senden ayrılalı henüz aylar olmuşken
yüreğimi göndermeyi düşündüm
ağladığım her geceden
bir zarfın içinde
lakin postahanede
gitme arzusuna kapılıp da
kaçabilir ihtimaliyle veremedim
benimle duruyor hala
sense var olduğunu dahi bilmiyorsun
öyle bir şeyin
severdim kalsaydın demiştin
kalırdım sevseydin..
varınca ara demiştin
yapamadım gülüm
kendime varıyorum daha henüz
daima yolda
daima gitmekteydim
senden ayrılalı henüz yıllar olmuşken
kendimi göndermeyi düşündüm
vardığım güzelliğinden
içimde bir boşluktun sen
hiç bilemeyecektim
bir daha hiç
gidemeyecektim...
neydi böyle hissettiren
nereye gittin ey neşem
gözlerindeki ışıkları
kim söndürdü
aç! aç!
karanlıktan korkarım
aç şu kapılarını
sevda girmeyen bedene
yalnızlık girer demişler
sokma kalbine
uyuşturucuları..
haydi sev beni
yapabilirsin biliyorum
karşındayım
inanmadım hiçbir şeye
böyle körü körüne
neydi böyle hissettiren
nereye geldik ey neşem
gözlerindeki ışıkları
kim söndürdü
aç!aç!
ölümümden korkarım
aç şu güzelim dudaklarını
ve söyle bana birtanem
düşünce suçlarını
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)