3 Mart 2012 Cumartesi

11 şubat 2012

sana yazmak istiyorum hep
hep seni anlatmak
hep sana atılmak
daha yorgun fakat
daha güçlü daha istekli
düşmemek için yürüyorum
gittiğim bir yer yok
sabit bir makinenin
hareketli bandında ben
dönüp dolaşıp geldiğim
kürkçü dükkanında
hayvanları korumaktan dem vuruyorum
işe yarayacakmışçasına
eskiden yumuşak gelen dokular
bir kirpinin dikenleri gibi artık
ve bundan böyle
her mevsim sonbahar
yağmurlar içmek istiyorum
gözyaşlarıma inat
ayağımın altında
tüm sessizliğiyle hışırdarken yalnızlığım
sökmek geliyor
ağaçları içimden ve
daha pek çok güç gerektiren eylem
seni unutmam muhtemelliğini geçmişken
her adımımda
biraz daha yaklaşıyorum sana
biraz daha unutup
biraz daha hatırlıyorum
her susuşumda sen deyip
her senle başlayan cümlemde
avaz avaz susuyorum aslında
her hücremde meydana gelen
karmakarışık sensiziliği
anlatabilir yahut anlayabilirmiş gibi
tıklım tıkış fırlatıyorum sözcüklerimi
unutmamak için yazıyorum
yaşamak için yazıyorum
ve genellikle de sade
yazmak için yazıyorum
ama hep sen yazıyorum
inan ki
istemsiz bir hareket bu
kırılmış bir oyuncağını
hala saklamağa uğraşan bir çocuk gibi
kırıntılarını arıyorum
kalbimin altına süpürdüğüm bir şeylerin
artık "yeniden" sözcüğünde
sana yer yok sözlüğümde
belki bunu bilmek kırıyor beni
o yüzden yıkmak istercesine
yasak yazışlarımı yineliyorum
ve her defasında düne yeniliyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder