Çocukluğumu bir trenin açılmayan camında bıraktım
Issız sokaklarında oynadığım şehrimin denizlerinde…
Yalnız kendiyle savaşan anarşizminde ülkenin
Okumamam gereken kitaplardan öğrendim sevmeyi
Dizlerimin yaralarını yüzümün karalarına yeğlemeyi
Çocukluğumu öğretmenimden yediğim cetvel darbelerinde
hatırladım
Kalabalık bahçesinde oynadığım gönlünün denizlerinde…
Yalnız kendiyle savaşan anarşizminde ülkenin
Girmemem gereken gönüllerden öğrendim gitmeyi
Gözlerimin yaşının yüzümün karasını yıkadığını
Çocukluğumu patlattığım toplardan birinde bıraktım
Tekdüze oyunlarında oynadığım aklımın derinlerinde
Yalnız kendiyle savaşan anarşizminde ülkemin
Bilmemem gereken gerçeklerden öğrendim alışmayı
Gözlerimi kapamanın ölümün karasını yâd ettiğini
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder