Şıpırtılarla doldurdum bardağı
Bir dikişte bitirdim sonra
Hafiften esiyordu müzik
Naralar attım gecenin en karasına
Ev dar geldi boş ve rutubetli gönlüm gibi
Attım kendimi sokağa
Deniz severim bilirsin
Gittim bir kahveye oturdum salaş
Sevmem gürültü patırtı yüreğimdekinden başka
Bir büyük söyledim
Fincanda çay getirdiler önüme
Sonradan hatırladım kahve olduğunu oranın
Çay kaşıkları cama vurdukça çınladı
Yüreğime sensizliğin vurdukça çağlayan sessizlik gibi
Çay daha da yaktı biliyor musun
Pul sesleri zar sesleri derken
Gözlerinin sessizliğini aradım bir müddet
Bulamadım
İçim sıkıldı
Kahve dar geldi duman altı gönlüm gibi
Attım kendimi sokağa
Saçlarını taramak istedim omzuma yasladığın başından dökülen
Saçlarını severim bilirsin
Gittim bir kerhaneye girdim kapıdan
Yıllardır aynı sakızı çiğneyen bir orospu
Buyur etti beni odasına
Saçları seninkilerin rengi değildi girmedim
Kerhane dar geldi anladın işte gönlüm gibi
Sokağa attım kendimi
İyiden iyiye soğumuştu hava
Soğuk severim bilirsin
Gittim yüreğime buz tutmuş yüreğim gibi
Bir geceyi daha sabah ettiğime sevindim sonra
Uyku tutmuyordu senden beri
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder